Şikayet Kültürü

30 May 2016

 

Son yirmi yılını İnsan Kaynakları ve Eğitim Yönetimi alanında geçiren biri olarak en fazla karşılaştığımız ve bazı insanlarda alışkanlık haline gelmiş olan davranış şekillerinden biri şikayet kültürüdür. Bu yazımı okuyan her bir çalışandan çalışmış oldukları şirket ya da yöneticileri ile ilgili olarak en az birer şikayet belirtmelerini istesem eminim ki onlarca şikayet gelir. Ben de şimdiye kadar çalıştığım şirket ya da yöneticilerimle ilgili şikayetler dile getirebilirim. Hem sosyal hem de profesyonel iş hayatımız için geçerli olan bu durum hiçbirimiz  için şaşırtıcı bir şey değil. Ancak özellikle de iş hayatındaki bazı çalışanlar için sürekli şikayet etmek alışkanlık haline gelmiş ve artık bir davranış kalıbı olmuş. Görev yaptığım, eğitmen ya da danışman olarak yer aldığım şirketlerin neredeyse hepsinde sürekli şikayet eden çalışan ve yöneticilerle tanıştım ya da çalıştım. Kendileri ile gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda bu tip çalışanların ortak bir takım problemleri olduğunu gördüm. Yani sürekli şikayet etmeyi alışkanlık haline getiren çalışanlar genellikle aşağıdaki 5 ortak özelliğe sahipler.

 

1 - Sorumluluk almak istememek:

Şikayet etmeyi alışkanlık haline getirmiş çalışanların en temel ve ortak özelliklerinden biri aslında sorumluluk almayı istememeleridir. Her şeyden sürekli olarak şikayet ederek aslında almaları gereken sorumluluktan kaçarlar ve şikayet ettikleri konu ya da sorunun çözümünden uzaklaşırlar. Sadece şikayete odaklandıkları için de konu ya da sorunun sürekli olumsuz yanlarını görmeye odaklanırlar ve şikayetin çözümü ile ilgili fırsatları gözden kaçırırlar. Sürekli olumsuzluklara odaklandıkları için olumlu tarafları görmezler ve artık alışkanlık haline gelmiş şikayet kültüründen dolayı da sürekli mutsuz olurlar.

 

2 – Başkalarını suçlama:

Sürekli şikayet etmeyi alışkanlık haline getirmiş personelin en önemli ortak özelliklerinden bir diğeri ise başkalarını suçlamadır. Şikayet ettikleri konu ile ilgili olarak sorumluluk almadıkları ve inisiyatif kullanamadıkları için başlarına geldiğini düşündükleri şeyler nedeniyle başkalarını suçlama eğilimi içerisine girerler. Çözümün genellikle kendilerinde olduğu gerçeğinden uzaklaşarak, en küçük bir durumla ilgili olarak bile çalıştıkları şirketi, yöneticileri ya da çalışma arkadaşlarını suçlamayı tercih ederler. Sorumluluk alarak ilk adımı attıklarında şikayet ettikleri bir çok konunun çok rahat bir şekilde çözüleceği gerçeğini gözden kaçırırlar ve sürekli mutsuz olurlar.

 

3 - Mutsuzluk:

Çalıştıkları şirketlerde şikayet etmeyi alışkanlık haline getirmiş çalışanlar tüm iş hayatları boyunca mutsuz olmaya mahkumdurlar. Şikayet alışkanlıklarının altında o kadar ezilmişlerdir ki etraflarındaki hiçbir olumlu tarafı göremezler ve her geçen gün mutsuzluk batağının içine doğru çekilirler. İşyerlerindeki mutsuzlukları bir süre sonra sosyal hayatlarına da yansır ve mutsuzlukları hem iş hem de özel hayatlarında kronikleşir.

 

4 - Sevgisizlik:

Mutluluk bulaşıcıdır. Mutlu olan her insan etrafındaki insanları da mutlu eder. Mutsuzluk da bulaşıcıdır. Ancak mutsuzluk etrafındaki insanları hasta eder. İş ya da özel hayatlarında mutsuz olan insanlar bir süre sonra yalnız kalmaya başlarlar ve etrafındaki insanlar tarafından sevilmezler. Sevilmediğini gören insan da ha da mutsuz olur ve mutsuzluğunu pekiştirmek için şikayetlerine arttırarak devam eder. Halbuki bu bir döngüdür ve bu döngüden kurtulamadıkları için şikayet-mutsuzluk-sevgisizlik çemberinin için de döner dururlar. Daha da kötüsü bu durum onlar için artık bir yaşam biçimi halini almıştır. Bu yüzden mutsuzluk ve sevgisizliğe mahkumdurlar.

 

5 – Yanlış tercih yapma:

Mutlulukta mutsuzlukta bir tercih biçimidir. Her iki duruma da insan yaptığı tercihlerle karar verir. Sürekli şikayet etmeyi alışkanlık haline getiren çalışanlar önce işyerlerinde sonra ise özel hayatlarında mutsuz olmayı tercih etmişlerdir. Bizleri mutsuz kılan yapmış olduğumuz tercihlerdir. Mutsuz olacağını bile bile tercihini bu yönde kullanan çalışanlar ise mutsuzluklarını katladıklarının farkında değillerdir.

 

Peki bu döngüden kurtulmak için ne yapılmalı:

Öncelikle bunun kendi tercihimiz olduğu gerçeği ile yüzleşilmeli ve mutluluğunda mutsuzluğunda bizim elimizde olduğu inancı pekiştirilmeli. Şikayet ettiğimiz konunun olumlu yanları ve fırsatları tek tek belirlenmeli. Kuvvetli olduğumuzu düşündüğümüz yönlerimiz kullanılarak her bir fırsatı elde etmek için yeni yeni stratejiler geliştirilmeli ve sorumluluk alarak ilerleme sağlanmalı. İlerleme sağlandıkça doğal olarak elde edeceğimiz inisiyatiflerle aldığımız sorumluluklar arttırılmalı ve bunu işyerine doğru pazarlayabilmemiz için yollar keşfedilmeli. Yöneticiler çalışanlarından sürekli şikayet duymak istemezler. Yöneticiler çalışanlardan sorunla ilgili çözüm önerileri ile gelmesini ister. Sorunlara çözüm önerileri ile gelen hatta inisiyatif kullanarak sorunu çözen çalışanlar yöneticilerinin takdirini kazanır ve gözüne girmeye başlarlar. Olumlu ilgili beraberinde mutluluk duygusun getirir. Mutluluk bulaşıcıdır ve mutlu olan, etrafına mutluluk saçan insan sevilir. Sevgi olayları olumlu yönleri ile değerlendirmeyi kolaylaştırır ve kronikleşen mutsuzluk bir süre sonra yerini mutluluğa bırakır. Mutluluk da başarıyı pekiştirir.

 

Sevgi dolu, mutlu bir iş yaşamı dilerim…

Please reload

Featured Posts

SARI TURİZM

March 15, 2015

1/1
Please reload

Recent Posts

February 3, 2017

October 6, 2016

August 31, 2015

March 15, 2015

Please reload

Archive