KİTLE PSİKOLOJİSİ

31 Aug 2015

 

 

 

 

 

Özellikle Üniversitelerde verdiğim “Sağdan Sağdan Geliyorlar” eğitiminden sonra, üniversite öğrencilerinden telkinle kitlelerin etkilenip etkilenemeyeceği konusunda çok fazla soru geliyordu.

Sorunun yanıtı aslında net. Evet. Telkin yoluyla kitleler etki altına alınabilirler.

Kitle psikolojisi konusunda dünyanın sayılı uzmanlarından biri olarak kabul edilen Fransız Sosyolog ve Antropolog Gustave Le Bon’un kitle psikolojisi konusundaki yaklaşımı içinde bulunduğumuz durumu çok net biçimde anlatıyor.

“Kitle bireyindeki bilinçli kişiliğin kaybolarak bilinçsiz kişiliğin egemenliği ele geçirişi, duygu ve düşüncelerin telkin ve sirayet aracılığıyla aynı yöne yönelişi, telkinle alınan direktifleri vakit geçirmeden gerçekleştirme eğilimi, yani bireyin artık kendisi olmaktan çıkıp iradeden yoksun bir otomata dönüşümü.” Aslında sirayeti, telkine yatkınlığın bir dışavurumu olarak görmek ve bunu bireyler arasındaki etkileşime bağlamak sanırım doğru da olur. Öyle ki bir bireyin örgütlenmiş bir kitleye sadece katılmış olması bile onu çağdaş dünyanın birkaç adım gerisine atmaya yeter. Tek başına iken çok daha üstün bir durumda olan birey, etkileşimde olduğu kitlenin etkisiyle barbar bir kişiye dönüşür, içgüdüleri ile davranan bir varlık olur, içinden geldiği gibi hareket eder, ansızın parlar, vahşice eylemlere girişir ve kendini coşkulara ve yiğitlik gösterilerine kaptırır. Bu da bireyin zaman içerisinde düşünme yeteneğinin kaybolmasını sağlar. Düşünme yeteneği azalmaya başladığında ise kitle içerisinde hiçbir şey önceden düşünülüp tasarlanmaz. Bireyler içlerindeki güçlü arzuların ertelenmesine katlanamamaya başlar ve her şeye güçlerinin yetebileceği duygusuna kapılırlar. “Olmaz” diye bir şeyi bilmez hale gelirler. Duyguları her zaman yalın ve coşkulu özellik gösterir. Bir süre sonra kitle için ne kuşku, ne de kesin olmayan bir şey vardır. Küçücük bir antipatiden bile nefret doğar.

Gelelim bu tür bir kitlenin neden ve nasıl etkilendiğine…

Kitlenin kendisi tüm aşırılıklara eğilim gösterdiği gibi, onu coşturup heyecanlandırmak da yine ancak aşırı uyarılarla gerçekleşir. Kitlenin liderinin kararlarını mantık süzgecinden geçirmesinin gereği yoktur. Tüm telkin yöntemlerinde olduğu gibi güçlü bir şekilde imgelemek, abartmak ve sürekli tekrar liderin kitle üzerinden başarıya ulaşmasını sağlar. Böylelikle kitle bir süre sonra “düzmece” ile “gerçek” arasındaki farkı anlamaz, anlasa da anlamamazlıktan gelir. Liderinin yaptığı her şeyi sorgusuz doğru olarak kabul eder ve otorite olarak gördüğü liderine olağanüstü bir inançla bağlanır. Bir süre sonra kitle hoşgörüsünü de kaybeder. Güce saygı duymaya başlayan kitle, iyilikçi davranışların neredeyse tamamını bir çeşit güçsüzlük belirtisi olarak görür. Böylelikle kitle üstün kişilikler olarak gördüğü kişilerde güçlülük hatta zorbalık aramaya başlar. Egemenlik ve baskı altına alınmayı, efendisinden korkmayı ister. Tutucu olan kitle üyeleri yenilik, değişim ve ilerlemeden tamamen nefret eder hale gelir ve geleneğe karşı sınırsız bir saygı duyarlar. Zamanla tüm kitle bireylerinin kişisel tutkuları silinip gider ve ruhlarındaki tüm acımasız, hoyrat ve yıkıcı içsel davranışlar etkin duruma geçer. Kitlenin düşünsel başarısı, her zaman bireyinkinin altında bulunmasına rağmen, ahlaksal davranış bakımından ilgili düzeyin hayli üstüne çıkabileceği gibi, epey de altına düşebilir.

Kitle sözlerdeki büyüsel gücün etkisinde olduğundan bu güç kitlede korkunç fırtınalara neden olabilir. Yaratılan sözel sloganlara karşı çıkılamaz hale gelir. Bu söz ve sloganlar kitlelerin önünde dile getirilir getirilmez, bireylerin yüzünde bir saygı ifadesi oluşur ve başlar eğilir. Kitlenin çoğu tarafından bunlara doğa ya da doğaüstü güçler olarak bakılır.

Bu tür bir kitlenin diğer bir özelliği ise hayal ürünlerine kucak açmasıdır. Gerçek olmayana her zaman gerçek olandan daha fazla önem vermeye başlar. Her ikisini birbirinden ayırmaya ihtiyaç duymaz.

Kitle uysal bir sürü haline gelir. Başında bir efendi olmadan yaşayamaz. İtaate karşı öylesine bir bağlılık duyar ki kendisini efendi ilan edecek herkese boyun eğişle karşılık vermeye başlar. Otorite olarak görülen liderin ise güçlü bir inancın büyüsüne kapılmış olması gerekir. Bu durumdaki liderlere ağırlık kazandıran şey ise yobazca inandıkları düşüncelerdir. Kitle bir süre sonra lidere gizemsel ve karşı koyulmaz bir otorite mal eder. Liderin kitle üzerindeki egemenliği, kitle bireylerinin hayret ve saygı ile kendilerine bağlanmasını sağlar ve aynen tüm etkili telkinlerde olduğu gibi kitlede büyülenmişlik duygusu uyandırır. Bu durumu tersine çevirecek tek şey ise kitlenin telkinini bozacak ve çok daha gizemli ve olağanüstü olduğuna inanılacak olan başka bir liderin ortaya çıkmasıdır. Böyle biri çıkıncaya kadar kitlenin içinde bulunduğu telkin devam eder ve etkileşimle birlikte gücü sürekli artar. Dünyanın her yerinde siyasetten iş dünyasına kadar örneklerini görmek mümkündür.

Please reload

Featured Posts

SARI TURİZM

March 15, 2015

1/1
Please reload

Recent Posts

February 3, 2017

October 6, 2016

August 31, 2015

March 15, 2015

Please reload

Archive